ATIL KALMAMASI İÇİN VEYA ZORUNLU OLARAK KİRAYA VERİLEN TAŞINMAZLARIN SATIŞINDA KURUMLAR VERGİSİ VE KDV İSTİSNASI UYGULAMASI
ATIL
KALMAMASI İÇİN VEYA ZORUNLU OLARAK KİRAYA VERİLEN TAŞINMAZLARIN SATIŞINDA
KURUMLAR VERGİSİ VE KDV İSTİSNASI UYGULAMASI
Güray ÖĞREDİK
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
MAZARS DENGE
Direktör
Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi Temmuz 2017 sayısında yayınlanmıştır.
ÖZET
Esas faaliyet konuları arasında (ana
sözleşmesinde) taşınmaz ticareti ve kiralaması olan şirketlere taşınmaz
satışına bağlı istisnaların uygulanamayacağı yönünde genel tebliğ düzenlemeleri
bulunmakta ve ayrıca özelgelerde de bu yönde görüşler verilmektedir. Diğer taraftan ana sözleşmesinde taşınmaz
ticareti ve kiralaması olsun ya da olmasın pek çok şirket atıl durumda kalan
bazı taşınmazlarını basiretli bir tüccar gibi davranarak kiraya vermekte ve
gelir elde etmektedir. Doğal olarak bu kira geliri şirketin vergiye tabi
kazancını da arttırmaktadır. Bazı şirketler ise sahip oldukları taşınmazlar
için ya da kendilerinin de içinde faaliyette bulunduğu taşınmazların bir bölümü
için zorunlu nedenlerle kira sözleşmesi yapmak zorunda kalabilmektedir. (Örneğin:
Ana şirketin sahip olduğu taşınmazda diğer grup firmalarının da faaliyet
göstermesi.) Söz konusu taşınmazların satışı halinde kurumlar vergisi ve KDV
istisnası uygulanıp uygulanamayacağı tereddüt yaratabilmektedir. Buradaki kilit
konu, söz konusu kiralama işleminin kazanç elde etmek amacıyla yapılıp
yapılmadığı, söz konusu taşınmazın edinme amacının taşınmaz ticareti yapmak ve
kiraya vermek olup olmadığı ve kiralama süresinin makul bir süre devam edip
etmediği; diğer bir ifadeyle, atıl kalmaması için başlanan kiraya verme
işleminin uzun yıllar boyunca mutat şekilde yapılıp yapılmadığıdır. Maliye
Bakanlığı özelgelerinde yer verilen görüşler genel olarak, esas faaliyet konusu
taşınmaz ticareti ve kiralaması olmayan şirketlerin atıl kalmaması için kiraya
verdikleri taşınmazları satmaları halinde KV ve KDV istisnası uygulanabileceği
şeklinde olmakla birlikte, aksi yönde görüş açıklayan özelgeler de
bulunmaktadır. Şirketlerin ana sözleşmelerinde taşınmaz ticareti, kiralama,
inşaat...v.b. faaliyetler varsa Maliye Bakanlığı bu durumda çok muhafazakar bir
şekilde taşınmaz ticareti ile fiilen uğraşılmasa bile istisnalardan
faydalanılamayacağı yönünde görüşler açıklayabilmektedir.
ANAHTAR
KELİMELER
Taşınmaz, kira, atıl, esas faaliyet,
zorunlu neden, kurumlar vergisi istisnası, KDV istisnası, ana sözleşme.
1.
GİRİŞ
Kurumların aktiflerinde en az iki tam
yıl kayıtlı bulunan taşınmazların satışında kurumlar vergisi (KV) ve katma
değer vergisi (KDV) istisnası uygulanıp uygulanamayacağı bazı özellikli
durumlarda ciddi tereddütler yaratabilmektedir. Uygulamada bilhassa hangi
hallerde bir şirketin taşınmaz ticareti ve kiralama faaliyeti ile uğraşan bir
kurum olarak kabul edilip edilmeyeceği sorunlar yaratabilmektedir.
İlk bakışta cevabı çok kolay bir soru
gibi gözükse de bazı hallerde bu sorunun yanıtı net olarak verilemeyebilmektedir.
Zira özelgelerde de birbirinden farklı görüşler açıklandığı görülmektedir.
Özelgelerdeki temel yaklaşım şirketlerin ana sözleşmelerinde taşınmaz ticareti
ve kiralamasına yönelik olarak bir veya birden fazla iştigal maddesi varsa söz
konusu şirketlerin –fiilen taşınmaz ticareti ile uğraşamasalar dahi- taşınmaz
ticareti ile uğraştıklarının kabul edileceği şeklindedir diyebiliriz. Diğer
taraftan şirketlerin ana sözleşmelerinde bu yönde iştigal maddeleri bulunmasa
dahi fiiliyatta kiralama veya benzeri taşınmaz ticareti ile uğraşıyorlarsa da
istisnaların uygulanmayacağı yönünde görüşler verilebilmektedir. Bununla
birlikte KVK Genel Tebliğinde (KVKGT) taşınmaz ticareti, inşaat ve benzeri
faaliyetlerde bulunsa dahi bu amaçla iktisap edilmeyen ya da inşa edilmeyen,
şirketin faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi için kullanılan taşınmazların
satışında istisnanın uygulanabileceği açıklanmış ve tebliğde verilen bir
örnekte atıl halde kalan taşınmazın kiralanması halinde dahi bu taşınmazın
satışında istisna uygulanabileceği belirtilmiştir.
Çalışmamızda, atıl halde kalan
taşınmazların kiraya verilmesi veya çeşitli zorunlu nedenlerle taşınmazların
kiraya verilmesi halinde, mükelleflerin bu taşınmazları satmaları durumunda KV
ve KDV istisnalarının uygulanıp uygulanamayacağı incelenecektir.
2.
İLGİLİ MEVZUAT
KVK’nın 5/1-e bendinin konumuz açısından
önem arz eden kısmı bendin son paragrafındaki “Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan
kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde
ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.” hükmüdür.
1 Sıra No.lı KVK Genel Tebliğinin
konumuz açısından önem arz eden bölümü ise aşağıdaki gibidir:
“5.6.2.3.4. Menkul kıymet veya taşınmaz
ticareti ile uğraşılmaması
Menkul
kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla
ellerinde bulundurdukları istisna kapsamındaki değerlerin satışından elde
ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.
İstisna
uygulaması esas itibarıyla bütün kurumlar için geçerlidir. Ancak, faaliyet
konusu menkul kıymet veya taşınmaz
ticareti ve kiralanması olan kurumların bu amaçla iktisap ettikleri ve ellerinde tuttukları kıymetlerin
satışından elde ettikleri kazançlar için istisnadan yararlanmaları mümkün
değildir.
Satışa
konu edilen kıymetlerin iki tam yıl kurum aktifinde kayıtlı olması da durumu
değiştirmeyecektir. Aynı durum, satmak üzere taşınmaz inşaatı ile uğraşan
mükellefler açısından da geçerlidir. Ancak, taşınmaz ticareti ile uğraşan mükelleflerin faaliyetlerinin
yürütülmesine tahsis ettikleri taşınmazların satışından elde ettikleri
kazançlara istisna uygulanabilecek; taşınmaz ticaretine konu edilen veya
kiralama ya da başka surette değerlendirilen taşınmazların satış kazancı ise
istisnaya konu edilmeyecektir.
Örnek
1: Bir inşaat şirketinin şirket merkezi olarak kullanılmak üzere inşa etmiş
olduğu bir binayı, en az iki tam yıl süre ile kullandıktan sonra satması
halinde, bu satıştan doğan kazanç için istisna uygulanabilecektir. Şirketin
satmak amacıyla inşa etmiş olduğu veya satın aldığı binaların satışından elde
ettiği kazançlar için söz konusu istisna uygulanmayacaktır.
Örnek
2: İnşaat faaliyetinde bulunan bir şirketin satın aldığı arsayı iki tam yıl
geçtikten sonra satması halinde ya da faaliyet konusu alış veriş merkezleri
inşaa etmek veya kiraya vermek olan şirketin bu amaçla inşa ettiği taşınmazları
iki tam yıl geçtikten sonra satması halinde, şirketin bu istisnadan
yararlanması söz konusu olmayacaktır.
Örnek
3: Bir inşaat şirketinin inşa etmiş olduğu binanın bir kısmını otopark olarak,
diğer bir kısmını işyeri olarak kiraya vermesi, kalan kısmını ise şirket
faaliyetlerinde kullanması halinde, şirket faaliyetinde kullandığı kısmın
satılmasından elde edilen kazanç istisnaya konu olabilecek, diğer kısımlar
istisnadan yararlanamayacaktır.
Örnek 4: Esas faaliyeti taşınmaz
ticareti ve kiralaması olmayan bir şirketin, ATIL
olarak durmakta olan bir taşınmazını kiraya
verdikten iki tam yıl sonra söz konusu taşınmazı satması halinde taşınmazın
elden çıkarılmasından doğan kazancın istisnadan yararlanması mümkün
bulunmaktadır.
Aynı
şekilde, menkul kıymet ticareti ile uğraşan mükelleflerin, iştirak amaçlı
olmayıp ticari amaçla elde tuttukları iştirak hisselerinin satışından elde
edilen kazançlar da elde tutulma süresine bakılmaksızın istisna kapsamı dışında
bulunmaktadır.
Öte
yandan, menkul kıymet ticareti ile uğraşan mükelleflerin doğrudan veya dolaylı
olarak diğer şirketlerin yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine
katılmak üzere edindiği ortaklık payları istisna uygulamasına konu
olabilecektir.”
Yasa metninde kullanılan ibare taşınmaz ticareti ve kiralaması ile “uğraşan” şeklinde olmasına rağmen
bize göre genel tebliğde bu husus “faaliyet konusu taşınmaz ticareti ve kiralaması olan”
şeklinde genişletilmiştir.
Zira yazımızın ilerleyen bölümlerinde de
yer vereceğimiz özelgelerden görüleceği üzere Maliye Bakanlığı, uygulamada
fiilen taşınmaz ticareti uğraşılıp uğraşılmamasına pek bakmamakta ve şirketin
ana sözleşmesinde taşınmaz ticareti veya kiralamasına yönelik olarak iştigal
konuları bulunması halinde istisnanın uygulanamayacağı yönünde görüşler
açıklayabilmektedir.
3.
ÖRNEK ÖZELGE ÖZETLERİ
İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 30.07.2013 tarih ve 84098128-125-454
sayılı özelgesinin özeti aşağıdaki gibidir:
“İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzda; şirketinizin 14.01.2010 tarihinde iktisap
ettiği ve atıl halde kalması
nedeniyle kiraya vermek suretiyle değerlendirdiği taşınmazın nakit karşılığı
satılmasından elde edilen kazancın % 75'lik kısmının 5520 sayılı Kurumlar
Vergisi Kanununun 5/1-e maddesinde belirtilen istisnadan yararlanıp
yararlanmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.
Anılan
Tebliğinin "5.6.2.3.4. Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ile
uğraşılmaması" başlıklı bölümünde; menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve
kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları istisna
kapsamındaki değerlerin satışından elde ettikleri kazançların istisna kapsamı
dışında kaldığı, istisna uygulamasının esas itibarıyla bütün kurumlar için
geçerli olduğu, ancak, faaliyet konusu menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve
kiralanması olan kurumların bu amaçla iktisap ettikleri ve ellerinde tuttukları
kıymetlerin satışından elde ettikleri kazançlar için istisnadan
yararlanmalarının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca, aynı bölümde verilen 4 üncü örnekte de, esas faaliyeti taşınmaz
ticareti ve kiralaması OLMAYAN bir şirketin, ATIL olarak durmakta olan bir taşınmazını kiraya verdikten iki tam yıl sonra satması halinde taşınmazın elden
çıkarılmasından doğan kazancın istisnadan yararlanmasının mümkün olduğu
vurgulanmıştır.
Bu
çerçevede, şirketiniz faaliyetlerinde kullanılmak üzere iktisap edilen ve
fiilen kullanıldığı tevsik edilen binanın tapuya tescil edildikten sonra
satılması, ATIL durumda olan bir taşınmaz
olması ve 5520 sayılı Kanunun 5-1/e maddesindeki şartları taşıması
kaydıyla, satışından doğan kazancın % 75'lik kısmının kurumlar vergisinden
istisna edilmesi mümkün bulunmaktadır.”
İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 18.08.2014 tarih ve 21152195-35-02-482
sayılı özelgesinin özeti aşağıdaki gibidir:
“İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzda; Şirketinizin ana faaliyet konusunun tekstil,
konfeksiyon imalatı ve ihracatı ile
motosiklet ve kimyasal boya hammaddesinin ithali ve yurt içine satışı işi
olduğundan bahisle, şirketinizin icra yoluyla satın aldığı ve 20.02.2003
tarihinde şirketiniz adına tescil edilen ½ hisseli taşınmazın (deponun) 2010
yılına kadar atıl durumda olduğu
ancak, masraflarının fazla olması nedeniyle cüzi miktarda kira bedeli ile
kiralanmasına karar verildiği, ayrıca şirketinizin söz konusu taşınmaz
dışında münferit bir işlem olarak 2011 yılında bir gayrimenkul daha satın almak
sureti ile kiraya verdiği ve kira geliri elde ettiği belirtilerek, şirket
aktifine kayıtlı bulunan söz konusu taşınmazın (deponun) satışının KDV, KVK ve
Harçlar Kanunu yönünden değerlendirilerek, konuya ilişkin Başkanlığımız
görüşünün bildirilmesi talep edilmektedir.
1
Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "5.6.2.3.4. Menkul kıymet
veya taşınmaz ticareti ile uğraşılmaması " başlıklı bölümünde; menkul
kıymet ve taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla
ellerinde bulundurdukları istisna kapsamındaki değerlerin satışından elde
ettikleri kazançların istisna kapsamı dışında kaldığı, istisna uygulamasının
esas itibarıyla bütün kurumlar için geçerli olduğu, ancak, faaliyet konusu
menkul kıymet veya taşınmaz ticareti veya kiralanması olan kurumların bu amaçla
iktisap ettikleri ve ellerinde tuttukları kıymetlerin satışından elde ettikleri
kazançlar için istisnadan yararlanmalarının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca, aynı bölümde verilen 4 üncü örnekte de,
esas faaliyeti taşınmaz ticareti veya kiralaması OLMAYAN bir şirketin, ATIL olarak durmakta olan bir
taşınmazını kiraya verdikten iki tam yıl
sonra satması halinde taşınmazın elden çıkarılmasından doğan kazancın
istisnadan yararlanmasının mümkün olduğu vurgulanmıştır.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, esas faaliyet konuları arasında taşınmaz ticareti
veya kiralaması bulunmayan şirketinizin, ZORUNLU
SEBEPLER dolayısıyla ATIL durumda
bulunan ve kiraya verilmek suretiyle değerlendirilen gayrimenkulünü satması
halinde 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci
fıkrasının (e) bendinde belirtilen şartları taşıması kaydıyla, söz konusu
satıştan doğan kazancının % 75 lik kısmının kurumlar vergisinden istisna
edilmesi mümkün bulunmaktadır.
Buna
göre; esas faaliyet konuları arasında taşınmaz ticareti veya kiralanması
bulunmayan şirketinizin satmak amacıyla
satın almadığı, belli bir süre
ATIL durumda bekletildikten sonra
masraflarının karşılanması ve faaliyetinizin yürütülmesi için kiraya
verdiği ½ hisseli taşınmazın (deponun), 2 tam yıl süreyle şirketiniz aktifinde
kalması şartıyla söz konusu satış işlemi katma değer vergisinden istisna
olacaktır.”
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
tarafından verilen 28.05.2014 tarih
ve 62030549-125[5-2013/405]-1474 sayılı özelgenin özeti ise aşağıdaki gibidir:
“İlgide
kayıtlı özelge talep formunuzda, 1974 yılında kurulan şirketin elektrolit bakır
tel, her türlü demir dışı metal ve alaşımların işlenmesi, her türlü elektrik
cihazlarına ait bobin teli, kablo, emaye verniği plastik makara, kovalar ve
muhafızları, hususi ısıtıcılar, manyetler ve diğer komponentlerin imali ve bu
malların satışı ile iştigal etmekte olduğunuz, şirket faaliyetinin 31/12/2002
tarihi itibarıyla iştirakiniz olan başka bir firmaya devredilerek imalatınızı durdurduğunuz ve bu sebeple ATIL olan fabrika arazisi ve
binasının 01/01/2003 tarihi itibarıyla kiralama suretiyle değerlendirildiği
belirtilerek söz konusu taşınmazın satılmasından elde edilen kazancın kurumlar
vergisinden istisna olup olmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep
edilmektedir.
1
seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "5.6.2.3.4. Menkul kıymet
veya taşınmaz ticareti ile uğraşılmaması" başlıklı bölümünde, menkul
kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla
ellerinde bulundurdukları istisna kapsamındaki değerlerin satışından elde
ettikleri kazançların istisna kapsamı dışında olduğu, taşınmaz ticareti ile
uğraşan mükelleflerin faaliyetlerinin yürütülmesine tahsis ettikleri
taşınmazların satışından elde ettikleri kazançlara istisna uygulanabileceği,
taşınmaz ticaretine konu edilen veya kiralama ya da başka surette
değerlendirilen taşınmazların satış kazancının ise istisnaya konu edilmeyeceği
açıklamaları yer almaktadır.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, şirket aktifinde iki tam yıldan fazla süre ile yer
alan ancak şirketiniz bu faaliyetini durdurmuş olduğundan 01/01/2003 tarihinden itibaren kiraya verilen fabrika binası ve
arsasının, bugüne kadar geçen süre
zarfında kiralama suretiyle değerlendirilmesi taşınmaz kiralanmasıyla
uğraşıldığına KARİNE teşkil
edeceğinden, söz konusu taşınmazın satışından elde edilen kazancın Kurumlar
Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca
kurumlar vergisi istisnasına konu edilmesi mümkün bulunmamaktadır.”
4.
DEĞERLENDİRME
Görüldüğü üzere, İzmir Vergi Dairesi
Başkanlığı tarafından 2013 ve 2014 yıllarında verilen özelgelerde, şirketlerin
atıl durumda kalmaması için kiraya verdikleri taşınmazların satışında istisna
uygulanabileceği yönünde görüş açıklanmışken, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
tarafından verilen özelgede ise atıl durumda kalması nedeniyle kiraya verildiği
açıklanan taşınmazın satışında istisna uygulanamayacağı yönünde görüş
açıklanmıştır. Lakin 28.05.2014 tarihli bu özelgede dikkat edilmesi gereken
önemli bir husus vardır. Söz konusu taşınmaz 2003 yılından itibaren özelge
talebi olan tarihe kadar (11 yıl boyunca) kiraya verilmiştir. Dolayısıyla bize
göre özelgedeki yaklaşım, bu taşınmazın atıl durumda olması nedeniyle geçici
bir süre kiraya verilmesi olarak değil, söz konusu taşınmazın artık kira geliri
elde etmek amacıyla mutat şekilde değerlendirilmesi (işletilmesi) olarak
yorumlanmıştır. Diğer bir ifadeyle, mükellefin artık bu taşınmazı kiraya vermek
amacıyla kullanmaya ve dolayısıyla taşınmaz ticareti ile iştigal etmeye
başladığı şeklinde değerlendirme yapılmıştır kanaatindeyiz. Zira özelgelerde de
atıf yapılan KVK Genel Tebliğinin 5.6.2.3.4 numaralı bölümündeki 4 no.lu örnekte “…kiraya
verdikten iki tam yıl sonra söz konusu taşınmazı satması…” ifadesi yer
aldığından, Maliye nezdinde, atıl kalan bir taşınmazın makul bir süre (geçici bir
süre) kiraya verilmesinin taşınmaz ticareti ile uğraşılması olarak
değerlendirilmediğini, ancak uzun bir süre kiraya verilmesi halinde mükellefin
artık taşınmaz ticareti ile iştigal etmeye başladığı şeklinde
değerlendirildiğini anlıyoruz.
18.08.2014 tarihli özelgede ise
taşınmazın sadece atıl kalması değil, atıl durumda bekleyen bu taşınmazın
yarattığı masrafların çoğalmasına bağlı zorunlu
nedenler ile kiraya verilmek durumunda kalınmasına da vurgu yapılmıştır.
Çalışmamıza konu edeceğimiz bir diğer
husus olan, ana şirketin sahip bulunduğu taşınmazda diğer grup firmalarının da
faaliyet göstermesi halinde bu taşınmaz satışına istisna hükümleri uygulanıp
uygulanmayacağı hususunda örnek bir özelge bulunamamıştır. Örneğin: (A)
A.Ş.’nin sahibi olduğu taşınmazda aynı zamanda iştirakleri olan (B) ve (C)
A.Ş.’de faaliyette bulunmaktadır. (B) ve (C) A.Ş. mükellefiyet tesis edebilmek
ve söz konusu taşınmazı adres olarak gösterebilmek için vergi dairesine kira
sözleşmesi sunmaları gerekmektedir. Diğer taraftan (A) A.Ş. sahibi olduğu
varlıkları ilişkili kişi statüsündeki bu şirketlere bedelsiz ya da düşük
bedelle kullandıramaz. Yani neresinden bakarsak bakalım (A) A.Ş. kira geliri
elde etmek zorundadır. Söz konusu taşınmazın satılması halinde, sırf grup
şirketlerinden zorunlu olarak elde edilen kira gelirleri nedeniyle KV ve KDV
istisnaları uygulanmayacak mıdır?
Bize göre bu olayda (A) A.Ş., söz konusu
taşınmazı satmak amacıyla ya da çeşitli şekillerde işletmek amacıyla iktisap
etmediğinden ve söz konusu kira gelirlerini de ilgili mevzuat gereği zorunlu
olarak elde etmek durumunda kaldığından, bizce taşınmaz ticareti ve kiralaması
faaliyeti ile iştigal eden bir mükellef olarak değerlendirilmemelidir.
Dolayısıyla bu taşınmaz satışında ilgili tüm istisnalar uygulanabilmelidir.
Diğer taraftan, özelgelerin tamamında,
taşınmaz atıl durumda olsa da, zorunlu nedenler ile kiraya verilse de temel bir
şart olarak mükellefin taşınmaz ticareti ve kiralama faaliyeti ile uğraşıyor
olmaması şartı da önemle belirtilmiştir.
4.1.
Taşınmaz ticareti ile uğraşılıp uğraşılmadığı nasıl anlaşılacaktır?
Başlangıçta gayet basit bir soru gibi
görünse de bazı durumlarda cevabı çok karışık bir olan bir sorudur.
Maliye Bakanlığı özelgelerine
baktığımızda, mükelleflerin taşınmaz ticareti ve kiralama faaliyeti ile uğraşıyor olup olmadığı yönündeki
kanaatin öncelikle şirketlerin ana
sözleşmelerinde yer verilen faaliyet konuları itibariyle oluşturulduğu
gözlenmektedir. Diğer taraftan, şirketlerin ana sözleşmelerinde taşınmaz
ticareti ile iştigal edebileceklerine dair bir hüküm bulunmasa dahi fiiliyatta
şirket taşınmaz ticareti veya kiralama faaliyeti ile uğraşıyor ise bu şirketlerin
istisnadan yararlanamayacakları açıklanabilmektedir. Bununla birlikte genel
tebliğde de belirtildiği üzere, bilfiil inşaat sektöründe faaliyet gösteren
şirketlere dahi taşınmaz ticaretine konu etmedikleri, kendi faaliyetlerinin
yürütülmesi amacıyla kullandıkları binaların satışında istisna
uygulanabilmektedir.
Konu hakkında Mali İdarenin yaklaşımını
göstermesi açısından aşağıdaki bazı örnek özelgeleri paylaşmaktayız.
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı 04.05.2010 tarih ve B.07.1.GİB.4.06.16.01-2010-KVK-5-4-333
sayılı özelgesinde aşağıdaki görüşü açıklamıştır:
“Bu
itibarla, Şirketinizin ana faaliyet konuları arasında taşınmaz ticareti ve kiralanması
faaliyetinin bulunması halinde, (faaliyetinizin yürütülmesine tahsis ettiğiniz
taşınmazın satışı hariç) taşınmaz satışından elde edilen kazancın Kurumlar
Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında
kurumlar vergisinden istisna edilmesi mümkün bulunmamaktadır.”
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, 23.02.2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK
5-703 sayılı özelgesinde aşağıdaki görüşü açıklamıştır:
“Bu
açıklamalara göre, ana faaliyet konuları
arasında inşaat, taşınmaz alım satımı gibi taşınmaz ticareti yapılacağına
ilişkin bir hüküm bulunan VEYA FİİLEN
taşınmaz ticareti faaliyetinde bulunan
şirketlerin anılan istisnadan faydalanması mümkün değildir.
Bu
hüküm ve açıklamalar göre, arsaların satışının
yapıldığı tarihte şirketinizin ana sözleşmesinde yer alan faaliyet konuları
arasında taşınmaz ticareti bulunduğundan, bilançoda duran varlıklar
arasında kayıtlı olan ve 1994-2003 yılları arasında tescil edilen taşınmazların
satışından elde edilen kazancın, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5/1-e
maddesinde yer alan istisnadan faydalanması mümkün bulunmamaktadır.”
Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı’nın
05.09.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.38.15.01-KV-20-185-102 sayılı özelgesinde
aşağıdaki görüş açıklanmıştır:
“Bu
açıklamalar çerçevesinde, şirketiniz her ne kadar TAŞINMAZ TİCARETİNİ FİİLEN YAPMASA DA,
şirketin ana sözleşmesinde iştigal
konuları arasında taşınmaz ticareti bulunması dolayısıyla, bilançoda duran
varlıklar arasında kayıtlı olan ve 13.09.2004 tarihinde tescil edilen
taşınmazın satışından elde edilen kazancın 5520 sayılı Kurumlar Vergisi
Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan istisnadan
faydalanması mümkün bulunmamaktadır.”
Erzurum Vergi Dairesi Başkanlığı’nın
25.06.2013 tarih ve 30094508-125[5-2013/1.13]-23 sayılı özelgesinde aşağıdaki
görüş açıklanmıştır:
“Konu
ile ilgili olarak Şirketinizin ana
sözleşmesinin incelenmesinden, şirketinizin amaç ve faaliyet konuları
arasında yurt içinde ve yurt dışında özel ve resmi inşaat tahhüt işleri ve
bilumun taahhüt işleri, her türlü taşeronluk işleri, özel bina inşaatı yapımı
ve satımı, her türlü inşaat malzemeleri alımı satımı, dahili harici ticareti,
her türlü inşaat malzemeleri ithalatı ve ihracatını yapmak gibi faaliyetlerin yazılı bulunduğu, dolayısıyla taşınmaz ticareti ile
uğraştığınız anlaşılmaktadır.
Bu
hüküm ve açıklamalara göre, şirketiniz
iştigal konuları arasında taşınmaz ticareti bulunması nedeniyle, bahse konu
arsanın kamulaştırılması nedeniyle elde edilen kazancın Kurumlar Vergisi
Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen
istisnaya konu edilmesi mümkün değildir.”
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
tarafından verilen 06.08.2013 tarih ve 39044742-KDV.28-1192 sayılı özelgede
aşağıdaki görüş açıklanmıştır:
“Buna
göre, ... ana sözleşmesinde;
şirketin faaliyet konuları arasında her
türlü taşınmaz alım, satım, inşa ve kiralama faaliyetlerinin yer almaması ve
şirket aktifinde en az iki tam yıl süre ile kayıtlı bulunması koşulu ile ...
tarafından tarafınıza yapılan taşınmaz satışının KDV'den istisna olması mümkün
bulunmaktadır. Ancak, fabrika içindeki müştemilat ve demirbaşın fabrikadan ayrı
olarak değer tespiti yapılarak satılması halinde bunların bedeline genel oranda
(%18) KDV uygulanması gerekmektedir.”
Ankara
Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 05.11.2015 tarih ve
84974990-130[17-2014/32]-1115 sayılı özelgede aşağıdaki görüş açıklanmıştır:
“Konu ile ilgili olarak şirket ana
sözleşmenizin incelenmesinden; şirketinizin amaç ve faaliyet konuları arasında
her türlü taahhüt, mühendislik, proje işleri ile dahili ve harici ticaret,
inşaat malzemesi imalatı, maksat ve mevzuunun tahakkuk ettirilebilmesi için
ihtiyacı bulunan gayrimenkullere tasarruf etmek ve bunları icabında satmak,
devretmek ve lüzumu halinde gayrimenkuller kiralamak, kiraya vermek,
gayrimenkuller satın almak, maksat ve mevzu ile ilgili hususların
gerçekleştirilebilmesi için otel, motel tatil köyü gibi turistik tesisler
kurmak, kamp ve eğlence yerleri inşa etmek, işletmek, işlettirmek, kiraya
vermek, bu maksatla kurulmuş tesisleri bizzat veya işbirliği yoluyla işletmek,
satın almak, kiralamak gibi
faaliyetlerin yazılı bulunduğu, dolayısıyla taşınmaz ticareti ile uğraştığı
anlaşılmaktadır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, Gebze
Organize Sanayi Bölgesi içerisinde yer alan ve şirketinizin 16/8/2012 tarihinde,
idari bina, depo, trafo ve araziyle birlikte faaliyetsiz olarak satın aldığı ve
aynı tarih itibariyle aktifleştirdiği boya fabrikasının faaliyette bulunulmadan
satılacak olması nedeniyle, söz konusu satıştan elde edilecek kazancın Kurumlar
Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen
istisnaya konu edilmesi mümkün değildir.”
Burada şekli yapıya değil, fiili duruma
bakılması gerekmektedir. Özün önceliği ilkesi ve Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinde ifadesini bulan ekonomik yorum ilkesi, bunu
gerektirmektedir. Nitekim Danıştay 4. Dairesi yeni tarihli bir içtihadında, yerleşik içtihadına uygun şekilde, “esasen taşınmaz alım-satımı yapmak ve kiraya
vermek faaliyetinde bulunmayan ancak şirketin ana sözleşmesindeki iştigal
konuları arasında bu faaliyetlerin sayılması nedeniyle ihtirazi kaydı kabul
edilmeyen Şirketin faaliyetlerinin
yürütülmesine tahsis ettiği taşınmazın satışından doğan kazancın istisna
kapsamında değerlendirilmesi gerekir” şeklinde hüküm vermiştir (E.
2012/1207 K. 2015/6061 sayı ve 30.11.2015
tarihli Karar). [1]
Bu
kararın alınmasında; Şirketin satışa konu ettiği binayı işletme faaliyetlerinde
kullanılmak üzere edinilen ve tahmini yararlanma süresi bir yıldan fazla olan
fiziki varlık kalemlerinin ve bunlarla ilgili birikmiş amortismanların
izlendiği "25. Maddi Duran Varlıklar" hesabı altında "252.
Binalar" hesabında izlemiş ve satışından elde edilen kazancı ise, işletmenin olağan faaliyetlerinden bağımsız
olan ve bu nedenle arızi nitelik taşıyan
duran varlıkların satışlarından elde edilen kârlar ile olağan dışı olay ve gelişmeler nedeniyle ortaya çıkan gelir ve
kârların yer aldığı "67. Olağandışı Gelir ve Kârlar" hesabı altında
arızi bir karakter taşıyan duran varlık satışlarından doğan kârlar gibi gelir
ve kârların yer aldığı "679. Diğer Olağandışı Gelir ve Kârlar"
hesabında muhasebeleştirmiş olması da rol oynamıştır.[2]
Keza karar metninde “Davacının 10.09.1997
tarihinde iktisap ettiği taşınmazı; işletme faaliyetlerinde kullanılmak üzere
edinilen ve tahmini yararlanma süresi bir yıldan fazla olan fiziki varlık
kalemlerinin ve bunlarla ilgili birikmiş amortismanların izlendiği "25.
Maddi Duran Varlıklar" hesabı altında, işletmenin her türlü binaları ve
bunların ayrılmaz parçalarının izlendiği "252. Binalar" hesabında;
30.06.2010 tarihindeki satışından elde edilen kazancı da, işletmenin olağan faaliyetlerinden bağımsız olan ve bu
nedenle arızi nitelik taşıyan duran
varlıkların satışlarından elde edilen kârlar ile olağan dışı olay ve gelişmeler
nedeniyle ortaya çıkan gelir ve kârların yer aldığı "67. Olağandışı
Gelir ve Kârlar" hesabı altında, arızi bir karakter taşıyan duran varlık
satışlarından doğan kârlar gibi gelir ve kârların yer aldığı "679. Diğer
Olağandışı Gelir ve Kârlar" hesabında muhasebeleştirdiği, davacı
şirketin ana sözleşmesindeki iştigal konuları arasında, taşınmaz alım-satımı
yapmak ve kiraya vermek konularının bulunması nedeniyle faaliyetlerinin
yürütülmesine tahsis ettiği taşınmaza ilişkin olarak davacı şirketin
kuruluşundan bu yana yaptığı bu ilk satıştan doğan kazancın ihtirazi
kayıtla beyan edildiği anlaşılmaktadır.” ifadeleri vurgulanmıştır.
5.
SONUÇ
Yasa metninde kullanılan ibare “taşınmaz ticareti ve kiralaması faaliyeti ile “uğraşan”” şeklinde olmasına rağmen
bize göre genel tebliğde bu husus “faaliyet konusu taşınmaz ticareti ve
kiralaması olan” şeklinde
genişletilmiştir. Yukarıda yer verilen özelgelerden görüldüğü üzere Maliye
Bakanlığı, uygulamada fiilen taşınmaz ticareti uğraşılıp uğraşılmamasına pek
bakmamakta ve şirketin ana sözleşmesinde taşınmaz ticareti veya kiralamasına
yönelik olarak iştigal konuları bulunması halinde istisnanın uygulanamayacağı yönünde
görüşler açıklayabilmektedir.
Oysa genel tebliğde yer verilen
düzenlemeler ve örnekler dikkatle incelenecek olursa, istisnanın uygulanmaması için mükellefin taşınmaz
ticareti ile fiilen uğraşıyor olması
ve taşınmaz ticareti veya kiralaması
amacıyla iktisap ettiği veya satmak amacıyla inşa ettiği taşınmazları satıyor olması gerekmektedir. Diğer bir
ifadeyle, sırf ana sözleşmesinde taşınmaz ticaretine yönelik iştigal maddeleri
yer alması bir mükellefin istisnadan yararlanma hakkını ortadan kaldırmamalıdır.
Önemli olan satışa konu edilen taşınmazın ne amaçla iktisap edildiği ve fiili
durumda ne şekilde değerlendirildiğidir. Bu konuda ana sözleşmelerdeki şeklî ifadelere değil,
mükellefin fiili durumuna da bakılması; özün önceliği ilkesinden ve VUK’nun 3.
Maddesinden hareketle vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin
gerçek mahiyetinin esas alınması, vergi kanunların sadece lafzî sınırları ile
değil ruhu ile de değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yazımızda yer verilen örnek özelgelerden
de görüldüğü üzere, mükellef atıl duruma kalan taşınmazını makul bir süre (bize
göre en fazla 2-3 yıla kadar) kiraya vermesi halinde dahi bu taşınmazı satması
halinde istisnalardan yararlanabilecektir. Ancak atıl kaldığı gerekçesi ile bir
taşınmazın kiraya verilmesi işlemi uzun yıllar boyunca devam ederse, artık bu
taşınmazın taşınmaz ticareti ve kiralaması faaliyetine mutat şekilde tahsis
edildiği ve mükellefin fiilen taşınmaz ticareti ile uğraşıyor olduğu kabul
edilecektir. Dolayısıyla bu taşınmazın satışında istisnalar uygulanamayacaktır.
Diğer taraftan yazımıza konu ettiğimiz,
ana şirketin sahip olduğu taşınmazda faaliyet gösteren diğer grup
şirketlerinden kira geliri elde ediliyor olması, taşınmazın sahibi ana şirketi
fiilen taşınmaz ticareti ve kiralama faaliyeti ile uğraşan mükellef konumuna
getirmemelidir görüşündeyiz. Zira söz konusu kiralama işlemleri yasal mevzuat
gereği zorunlu olarak yapılmaktadır (aksi halde aynı binada faaliyet gösteren
grup şirketleri gerek vergi dairesine gerekse ilgili kurumlara bu adresi iş
yeri olarak bildiremeyecektir ve bu bildirimlerde kira sözleşmesi aranacaktır,
diğer taraftan ana şirketin sahibi olduğu bir varlığı ilişkili kişilere
bedelsiz ya da düşük bedelle kullandırması vergi mevzuatı açısından mümkün
değildir) ve ana şirket söz konusu taşınmazı kira geliri elde ermek amacıyla
iktisap etmemiştir. Ancak aynı binada grup şirketlerinden bağımsız olarak başka
kişi ya da kurumlar da kiracı olarak faaliyet gösteriyorsa bu durumda söz
konusu taşınmaz satışında vergi istisnaları uygulanamayacaktır.
[1] Bumin
DOĞRUSÖZ, “Taşınmaz ticareti yapmayan şirketin taşınmaz satışı”, Dünya
Gazetesi, 25 Ekim 2016, http://www.dunya.com/kose-yazisi/tasinmaz-ticareti-yapmayan-sirketin-tasinmaz-satisi/334954
Erişim: 1 Mayıs 2017
[2] Bumin
DOĞRUSÖZ, a.g.m.
Yorumlar
Yorum Gönder